Thursday, 27 December 2012

Bir gün hayatına biri girecek, ve sana bunun için çok kızacak

Ah sonunda bunu da yazmamın zamanının geleceğini umuyordum.

Aklıma ilk gelen şey: 
Başarısız bir intihar girişiminin ardından, hastane odasında burnumdan hortumlar sarkarken en yakın kız arkadaşımı görmem. Bana söylediği ilk cümle: "Şu halde bile çok güzelsin" ikinci cümle de "Bir gün hayatına biri girecek ve sana, onu çok mutlu etme ihtimalini bugün riske attığın için çok kızacak."


Arkadaşlar bu günler için. Saçmaladığında, ya da dibe vurduğunda seni mutlu etmek istiyorlar. Bazen öylesine bir umut veriyorlar ki sen bile inanıyorsun.


Benim söylediğim cümle de: "Yeni bir eve taşınacağım ve çok istediğim masa takımını alacağım, beraber yemek yiyeceğiz üzerinde."

Ben kendi söylediğimi gerçekleştirdim. Ev aradım, buldum, tuttum, masa sandalye takımı aldım. Beraber yemek de yedik üzerinde.

Sevgili arkadaşımın bahsettiği olayın da en azından ilk yarısı gerçekleşti.
Şu daha önce bahsettiğim, gıyabında kız kardaşinin PR'ını yaptığı çocukla karşılaştım sonunda. Kendisine "doktor" diyelim. Bir gün kızın, "abim beni hava alanına bırakacak, öncesinde de yemek yiyeceğiz sen de gel" teklifinin üzerine atlamam ile başlayan bir macera.

Hava alanına giderken evimin köşesinden geçiyorduk. "Ben burda ineyim evim şurası zaten, saat de daha 8pm" dememe aldırmadan "Hayır olmaz öyle şey, evine kadar bırakırız seni, istersen kardeşimi hava alanına bıraktıktan sonra seni tekrar evine bırakayım, işin yoksa tabii" demesiyle, olan işimi arkada telefondan mesajlaşarak iptal etmem bir oldu. Evime kadar bırakacakmış, +1 points.

Hava alanında tuvalete gittim ve döndüğümde arabanın yerinde yelle esiyordu. Arabayı çekmişler. Benim mont, telefon, cüzdan herşeyim arabada. Kız gitti, çocuğu bulamıyorum ki o da tuvalete gitmiş, kaldım mı sap gibi. Dedim kızın yanına gidip bizim doktoru arayayım da bir yerde buluşalım. Tam içeri tekrar giriyordum ki arkamdan doktorun sesini duydum. Once upon a time müzikleri eşliğinde döndüm ve içimden pamuk prensesin, prensin onu öpüp uyandırdığı sahnedeki sözleri döküldü:"You found me..-Beni buldun.." Arkadaş beni görmesiyle birlikte montunu çıkarıp üzerime koydu. Ya bende kazak var üşümem sende gömlek var diyorum dinletemiyorum. İlla giydirdi bana montunu. +15 points. Farkettim ki puanlar exponansiyel olarak artıyor. Ama şu mont olayına erdim bittim. Tam da centilmenliği morga tıkmıştık ki, canı çıkmamış geri uyandı bildiğin.

Sonra eve dönerken doktorun Avrupa yakasındaki bir hastasına vizit yapması gerektiğini öğrendim.Biz Anadolu yakasındayız, buna rağmen beni kahve içmeye davet etti. Geç kalırsın işin varsa falan dedim, yok benim işim falan dedi. Ehi peki ehi şeklindeki sırıtışımla kabul ettim.

Kahve sonrası beni eve bıraktı ve telefonumu istedi. Hafta sonu canın sıkılırsa ara dedi. Akşam da mesaj atıp çok hareketli ama sayende çok güzel geçen bir akşamdı gibi bir laf etti.

Hafta sonu aramadım, o da aramadı. Acaba benden hoşlandı mı ki, anlamadım ki, bilemedim de, bekleyip göreyim bari, fal mı baktırsam, dua mı etsem, evrene mesaj mı yollasam, ne yapsam ne etsem... Bu sefer bari sıçmasam...

  

No comments:

Post a Comment